Kulak ve İşitme Sorunları

Dış dünyayı algılamamızdaki en önemli araçlardan biri olan işitme duyumuzda bazen doğuştan bazen ise sonradan oluşan rahatsızlıklar nedeniyle sorunlar yaşanabiliyor. Yaşlılarda darbe alımı ve mukozaların kuruması ile baş gösteren bu sorun, bebek ve çocuklarda da karşımıza çıkıyor.
Özellikle gelişimin en hızlı olduğu çocukluk döneminde, işitmeye dair bir sorunun varlığı, çocuğun sosyal yaşantısını ve öğrenme yetisini olumsuz etkilemektedir.

İşitme kaybı; sorunun kaynağına göre ilaç, işitme cihazı ve ameliyat ile tedavi edilebilir.

Kulak zarı, kulak kanalının içinde bulunan dış kulak yolu ile orta kulağı ayıran ince bir dokudur. Kulak zarındaki delinme, kulağa darbe gelmesi, kafa kemiği kırıkları, ani basınç değişiklikleri ya da pamuklu çubuk gibi cisimlerin dış kulak yolundan içeri fazla sokulması ve kulak için zararlı olacak sıvıların kulak içine girmesi sonucunda oluşabilir. Bunların dışında nadiren orta kulak iltihapları da kulak zarının delinmesine neden olabilir.
Kulak zarında oluşan delinmenin yeri ve büyüklüğü işitmeyi doğrudan etkiler. Kulağa alınan ciddi darbe ya da travma sonucu, orta kulaktaki kemikçiklerin birbirinden ayrılması söz konusu ise işitme kaybı da daha endişe verici olacaktır. Aynı şekilde alınan darbe ya da geçirilen travma, iç kulak zedelenmesine neden olmuşsa ciddi işitme kayıplarının yaşanması ne yazık ki kaçınılmazdır.

Kulak akıntısı; kan, kulak kiri, iltihap ya da sıvının kulaktan gelmesidir (akmasıdır).
Çoğunlukla kulaktan dışarı doğru gelen akıntı, kulak kiridir. Bununla birlikte akıntı, küçük tahrişler veya enfeksiyonlar nedeniyle de olabilir. Yırtılmış bir kulak zarı beyaz, hafifçe kanlı veya sarı kulak akıntısına sebep olabilir.
Çocukların yastığındaki kuru kabuklanmış materyal sıklıkla yırtılmış kulak zarına işarettir. Kulakta kanama yaralanma, kanser veya dış kulak yolunda yabancı cisim nedeniyle olabilir.
Kulak akıntısının sebepleri nelerdir?
Enflamasyon veya enfeksiyon,
Kulak zarında yırtık veya delikle sonuçlanan kafa travması, yabancı cisim, çok yüksek ses ya da ani basınç değişiklikleri (uçak yolculuklarında yaşanan değişimler gibi),
Egzama ve bazı cilt irritasyonları kulak akıntısına yol açabilir.
Hangi durumlarda doktora başvurulmalıdır?
Eğer akıntı;
Sarımtırak renkte ve/veya kanlı ise,
Kulağa alınan bir darbe sonrası başladıysa,
Süresi beş günden uzunsa,
Kulak ve baş ağrısına, ateşe yol açıyorsa,
İşitme kaybına neden oluyorsa doktora başvurulmalıdır.
Kulak akıntısı nasıl teşhis edilir?
Kulak akıntısı durumunda KBB doktoru sizi ayrıntılı bir muayeneye alacaktır. Tanı konulması için akıntının başlama zamanı, hangi süreyle aktığı, yapısı, akıntıya eşlik edenler ağrı ve ateş gibi belirtiler olup olmadığı bilinmelidir.
Kulak akıntısı nasıl tedavi edilir?
Kulak akıntısının tedavisi, akıntıya neden olan rahatsızlığa göre değişir. Doktorunuz akıntıyı gidermek için kulak damlası verebilir. Ancak akıntı yırtılmış kulak zarından kaynaklanıyorsa ağız yoluyla antibiyotik almanız gerekebilir.

Otosklerozda (kireçlenmede) iç kulağın kemik duvarı bozulur ve iç kulak girişinde sünger gibi anormal kemik oluşur. Üzengi kemiği de iç kulağa ses dalgalarını geçirmek için titreşim yapan ufak kemikten etkilenmiş olabilir ve hareket edemez. Bu iletişime bağlı işitme kaybı birbirine bağlı kemikler yoluyla orta kulaktan titreşimleri ileri geçiren mekanizmanın çalışmamasıdır. İletişime bağlı işitme kaybı, düzelebilir. İç kulak sinirlerine bağlı işitme kaybı gibi değildir. 0 düzeltilemez.

Belirtiler

– Kulaklardan birinde veya her ikisinde ağır ilerleyen işitme kaybı

– Kulak çınlaması.

Genç yetişkinlerde otoskleroz (kireçlenme) en sık görülen orta kulak işitme kaybı nedenidir. Otoskleroz Amerikan nüfusunun yüzde onunu bir dereceye kadar etkiler. Otoskleroz aileden geçer ve erkeklerden daha çok kadınlar arasında yaygındır. Zencilerden, Amerikan yerlilerinden (Kızılderililerden) ve Asyalılardan (sarı derililerden) daha çok beyazlarda görülür.

Belirtiler 15 ila 35 yaşları arasında ortaya çıkar. Bu durum yavaş ilerler ve tek kulağı veya her iki kulağı birden etkiler. İşitme kaybı hafif veya ağır olabilir. Kireçlenmesi olan kadınların işitme kaybı yüzdesi hamilelik sırasında artabilir. Eğer işitme duyunuz gitgide zayıflıyorsa, doktorunuzu görün.

Teşhis

Eğer işitme duyunuzun giderek azaldığını fark ederseniz, doktorunuza başvurun. Doktorunuz kulağınızı muayene edecek, işitme testleri yapacak ve herhangi bir akrabanızda erken işitme kaybı olup olmadığını soracaktır.

Otoskleroz genel sağlığı etkilemez ve çoğu zaman iyileştirilebilir bir hastalıktır. Bununla birlikte, sağırlık duygusal olarak zorlayabilir ve çevreden uzaklaşmaya neden olabilir.

Tedavi ve Cerrahi Tedavi

Otoskleroz çoğu kez, stapedektomi denilen bir ameliyatla ki bu ameliyatta, kulak kanalının derisi kesilir ve kulak zarı kaldırılır; böylece üzengi kemiği çıkarılır ve yerine ince bir tel ya da paslanmaz çelikten bir protez takılır. Daha sonra kulak zarı eski haline getirilir ve 1-2 hafta içerisinde iyileşme olur. Bazen üzengi kemiğinin tabanında küçük bir delik açmak ve protezi yerleştirmek için lazer kullanılabilir.

Ameliyattan sonra birkaç saat baş dönmesi olabilir, ancak daha sonra geçer. İşitme yeteneğiniz hızla eski haline gelir ve birkaç hafta içinde normal etkinliklerinize dönebilirsiniz. Ara sıra orta kulakta bir kan pıhtısı oluşarak ses iletimini etkiler. Genellikle bu pıhtı birkaç haftada ortadan kalkar.

Stapedektomi ameliyatı otosklerozlu hastaların çoğunda başarılı olur, ancak her 100 kişiden bir, ikisinde ameliyattan sonra tam bir işitme kaybı olabilir. Bu, ameliyattan önce düşünülmesi gereken bir durumdur. Eğer iki kulağınızda da otoskleroz varsa, önce bir kulağınızdan ameliyat olmanız, sonucu gördükten sonra ikincisini ameliyat ettirmeniz daha uygun olur. Eğer iç kulakta bir hasar varsa, stapedektomi ameliyatı sorunu çözmeyebilir.

İlaç Tedavisi

İlerleyen kemik bozulmalarını ve sünger benzeri kemiklerinn sertleşmesiyle oluşan işitme kaybını önlemek için sodyum fluorid, kalsiyum ve vitamin D tabletleriyle tedavi uygulanır. Ancak ne derece yararlı oldukları konusunda tartışmalar devam etmektedir.

İşitme Aletleri

Otoskleroza bağlı işitme kaybını düzeltmenin bir başka yolu da işitme aletleridir. Eğer bir veya her iki kulağınızda da kireçlenme (otoskleroz) varsa, doktorunuz sizi işitme aleti yerleştirmesi için bir odiolojiste gönderebilir.

Akut kulak iltihabı (otitis media) dört temel şekilde olur. Seröz otitis media (sulu kulak iltihab) akıntılı otitis media, akut pürülan otitis media (akut cerehatlı kulak iltihabı) ve sekretuar otitis media (salgılı kulak ilthabı). En hafif tür olan (seröz) sulu kulak iltihabında orta kulakta sıvı birikir. Bunun nedeni östaki borusunun kapalı olması veya orta kulakta aşırı miktarda sıvı salgılanmasıdır. Rahatsızlık duyulabilir ve geçici olarak işitme kaybı olur, ancak genelde enfeksiyon yoktur.

Belirtiler

– Kulakta doluluk hissi

– Şiddetli kulak ağrısı

– Yüksek ateş ve üşüme

– Bulantı ve ishal

– işitme kaybı

İkinci türde (akıcı maddeli kulak iltihabında) hem sıva hem enfeksiyon vardır. Bu ekseriyetle üst solunum yolları enfeksiyonu, adenoid büyümesi veya her ikisiyle birlikte ve onlarla ilgili olarak gelişir. Bu kulak iltihabı üçüncü tür kulak enfeksiyonuna ve en tehlikeli an akut cerahatlı (pürülan) kulak enfeksiyonuna neden olur.

Bu üçüncü türde orta kulak cerahatla dolar ve cerehatın basıncı kulak zarını patlatabilir. Neticede kan ve cerahat akar. Akut cerahatli kulak iltihabı en çok çocukları etkiler. Enfeksiyon virütik de olabilir. Bakteriden de kaynaklanabilir.

Bazen kulak iltihabı uzun sürdüğünde veya tekrarlandığında orta kulak civarındaki hücrelerde değişme görülür. Bu hücreler daha koyu bir sıvı salgılamaya başlarlar. Netice salgılı (secretory) kulak iltihabıdır.

Teşhis

işitme kaybı ve ateşle birlikte kulakta keskin bir ağrı, otitis medyanın (orta kulak iltihabı) belirtileri olabilir(Eğer bir kulak iltihabı varsa bebekler sürekli ağlar ve hasta kulağı çekiştirirler). Gecikmeden doktorunuza başvurun. Doktorunuz hastalık etkenini belirlemek için bir kültür örneği alarak laboratuvara göndere-bilir.

Sulu veya salgılı (kalın sıvılı) kulak iltihabı rahatsız edici durumlardır, ancak kalıcı işitme kaybı doğurmazlar. Kulak iltihabının daha ciddi an türleri gerektiği gibi tedavi edilmezler ise enfeksiyon mastoid çıkıntısına yayılabilir ve nadiren de iç kulağa geçer. Kulak zarı orta kulak kemikleri veya iç kulak yapısı zarar görürse, kalıcı işitme kaybı olabilir.

Tedavi

Doktorunuzu görünceye kadar akut kulak iltihabının sebep olduğu ağrıyı bir miktar azaltabilirsiniz. Aspirin veya başka bir ağrı kesici alabilir ve ısıtılmış (ılık) ufak bir yastığı kulağınızın üzerine koyabilirsiniz.

İlaç Tedavisi

Berrak sıvı biriken orta kulak iltihabında (seröz otitis mediya), doktorunuz burundan daha rahat nefes alabilmeniz ve östaki borusundan orta kulağa g den hava miktarını artırmak için, dekonjestan (salgı azaltıcı) bir burun damlası verebilir. Akut ve cerahatli ortakulak iltihabında da antibiyotik tedavisi yapabilir. Eğer iltihap geçmiyorsa tedaviye başka antibiyotikler de eklenebilir

Eğer bur n akıntısı ve çeşitli burun alerjileri orta kulak iltihabının gelişmesine katkıda bulunuyorsa, doktorunuz burun damlası ve antihistaminik ilaçlar verebilir.

Ameliyat

Eğer kulak zarı üzerinde fazla basınç varsa, zar cerrahi müdahale ile açılıp (myringotomi) basınç giderilir. Çocuklarda bu uygulama hastanede genel anestezi altında yapılır. Kulak zarı 1-2 hafta içinde kapanır.

kulak-kiriKulak kanalının girişinde, kılların bulunduğu bölgede, deri içindeki özel yağ bezleri tarafından “serumen” adı verilen, koyu sarı veya açık kahverengi renkte doğal bir salgı oluşturulur. Bu salgının kulak kanalını koruyucu, kayganlaştırıcı ve mikroplara karşı koruyucu özellikleri vardır. Serumen çoğunlukla yanlış olarak kulak kiri olarak adlandırılır. Aslında temizlenerek yok edilmemesi gereken bu çok özel ve doğal vücut salgısının sık sık temizlenerek yok edilmesi yetersiz salgılanması kulak kanalında kurumaya ve kaşıntıya neden olur.

Kulak ne zaman temizlenmelidir ?
Normalde kulak kanalının iç kısmının temizlenmesine gerek yoktur. Kulak kanalı hiç temizlenmese bile, serumen zaman içinde kendiliğinden dışarı atılır. Kulak kanalının kendi kendini temizleyebilme özelliği nedeniyle serumenin kulağı tıkaması mümkün değildir. Kulak kanalı çoğunlukla kişilerin kulak temizliği sırasında pamuklu çubuklar ile serumeni derine itmeleri sonucunda tıkanır.

Serumen temizlenmeye çalışılırken derine itilmesi, kulak kanalı derisinin kuru olup dökülmesi, tozlu ortamda çalışma gibi nedenlerle kulak kanalında “buşon” adı verilen tıkaçlar oluşabilir. Tıkaçlar aşağıdaki belirtileri verdiğinde kulak kanalının bir hekim tarafından temizlenmesi gerekir:

Kulak ağrısı
Kulakta dolgunluk hissi
Kısmi işitme kaybı
Kulakta çınlama veya uğultu
Kaşıntı, koku veya akıntı
Başka bir nedeni olmayan öksürük
Kulak nasıl temizlenmelidir ?
Kulak kanalı girişinin parmak ucuna sarılan bir pamuk parçası ile silinmesi, kendiliğinden dışarı atılan serumenin temizlenmesi için yeterlidir. Kulak kanalı içine pamuk, pamuklu çubuk, peçete, havlu gibi nesnelerin sokulması sadece serumenin derine itilmesine ve tıkanmasına neden olur ve yapılmamalıdır.

Kulak tıkacı (buşon) nasıl tedavi edilir ?
Sertleşmemiş serumen tıkaçlarının gliserin veya bebek yağı damlatılarak kendiliğinden akması sağlanabilir. Bu şekilde açılmayan serumen tıkaçları ve sertleşmiş buşonlar hekim tarafından özel aletlerle, vakumla çekerek veya yıkama ile temizlenebilir.

Kulak zarında delik (kulak zarı perforasyonu) bulunanların kulak kanalına herhangi bir madde veya ilaç damlatmaması, buşon temizliğinin de yıkama ile yapılmaması gerekir. Aksi halde kulakta ağrı ve orta kulakta iltihaplanma meydana gelebilir. Doktorun temizleme öncesinde buşonun arkasında kalan kulak zarını değerlendirmesi mümkün olamayacağından kulak zarında delik bulunan kişilerin bu durumu doktora önceden söylemeleri gerekir.

Kulak bir kere temizlendikten sonra hep temizlenmesi gerekirmiş, doğru mu ?
Hayır. Kulağın belli aralıklarla temizlenme ihtiyacının olması bir kez temizlenmiş olmasına değil, bu kişilerde serumenin aşırı üretimine, salgının özelliklerine, kulak kanalının yapısına, kişlinin deri özelliklerine bağlıdır.

Kulak tıkacı (buşon) oluşumu önlenebilir mi?
Buşon oluşumunu önleyebilecek tek yöntem kulak kanalına sokulan cisimlerle temizleme yapılmamasıdır. Kulakları buşon oluşumuna yatkın kişilerin 6 – 12 ay aralıklarla tıkanma olmadan bir Kulak Burun Boğaz Hastalıkları uzmanına kontrola gitmelerinde yarar vardır.

Dış kulak; kulak kepçesi (sayvanı) ve dış kulak yolu olarak iki ayrı bölümde incelenir.
Kulak sayvanı; cilt, cilt altı doku, kıkırdak zarı ve kondriyum katlarını içerir. Organ, dış ortamdaki ses dalgalarını dış kulak yoluna iletir.
Dış kulak yolu; önde kıl folikülleri, yağ, ter ve serümen bezlerini içeren kıkırdaktan, ortada kemik çatıdan ve kulak zarından oluşur.

Dış kulak hastalıkları da aynı şekilde ikiye ayrılır;
1. Kulak Kepçesi (Sayvan) Hastalıkları: başta şekil bozuklukları olmak üzere otohematom (ağrılı şişlik), perikondrit, zona zoster oticum ve sayvan tümörlerinden oluşur.
2. Dış Kulak Yolu Hastalıkları: başta dış kulak yolu iltihabı olmak üzere dış kulak yolu egzaması, dış kulak yolunda kulak kiri (buşon) birikimi, dış kulak yoluna yabancı cisim kaçması, kulak mantarı, büllöz mirinjit, malign otitis eksterna, kulak mantarı, dış kulak yoluna yabancı cisim kaçması, egzostoz ve dış kulak yolu tümörlerinden oluşur.

Dış kulak yolu iltihabının belirtileri nelerdir? Hastalık nasıl teşhis edilir?
Dış kulak yolu iltihabının belirtileri şunlardır:
Dış kulakta kaşıntı, sarı, sarı-yeşil renkli ve kötü kokulu akıntı, iltihaplı veya kötü kokulu), ağrı, tıkanıklık gibi semptomlar iltihap belirtisidir.
Kulak ve kulak yolu kızarık ve şiş görünür.
Kulak derisi pullu ve döküntülü görülebilir.
Dış kulak yoluna dokunmak veya hareket ettirmek ağrıyı arttırır.

Teşhis sırasında, dış kulak yolundaki şişlikten dolayı kulak zarını gözlemlenmesi zorlaşabilir. Doktor, dış kulak yolundaki akıntıdan örnek alarak herhangi bir bakteri veya mantarı tanımlamak için laboratuara gönderebilir.
Bulguların kötüleşmesi, tedaviye rağmen devam ederse veya ağrı, kafa tabanında kızarıklık veya devam eden ateş gibi yeni şikâyetler eklenirse doktorunuza başvurunuz

Dış kulak yolu iltihabı nasıl tedavi edilir?
Dış kulak yolu iltihabının tedavisinin ilk aşamasında, kulak yolundaki akıntı temizlenmelidir. Bu işlem ilaçların etkili olmasını kolaylaştırır. İlaçların dış kulak yolunun sonuna kadar ulaşabilmesi için 4 veya 5 damlanın tek seferde damlatılması gerekir.
Kulak kanalı çok şiş ise damlaların içeriye ulaşabilmesi için fitil benzeri bir süngerin dış kulak yoluna yerleştirilmesi gerekebilir. Ağrı ciddiyse, ağrı kesici kullanılabilir. Kulağa sıcak bir şey uygulanması ağrıyı azaltabilir.
Tedavide;
•Antibiyotik içeren kulak damlaları,
•Mantarlar için antimikotikler kullanılabilir.
Bulguların kötüleşmesi tedaviye rağmen devam ederse veya ağrı, kafa tabanında kızarıklık, devam eden ateş gibi yeni şikâyetler eklenirse doktorunuza başvurunuz

Dış kulak yolu iltihabı tedavi edilmezse ne gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir?
Dış kulak yolu iltihabı tedaviye iyi yanıt verir; ancak tedavi edilmezse;
Diyabet gibi altta yatan problemi olan bazı kişilerde malign otit eksterna,
Kronik otit eksterna (kronik dış kulak enfeksiyonu),
Vücudun diğer bölgelerine enfeksiyonun yayılması gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir.

Dış kulak yolu iltihabı nedir? Rahatsızlığın sebepleri nelerdir?
Dış kulak yolu iltihabı, dış kulağın ve dış kulak yolunun enflamasyonu, irritasyonu veya enfeksiyonunu ifade eder. Hastalık, yüzücü Kulağı – otitis externa olarak da bilinir. Dış kulak iltihabının birçok sebebi vardır:
Kulak kirini, pamuklu çubuklarla veya küçük nesnelerle temizlemeye çalışmak kulak yolu derisinde tahrişe neden olabilir. Bu hasarlı dokuya mikroplar kolaylıkla yerleşerek, enfeksiyon oluşturur.
Yüzücü kulağı, bazen orta kulak enfeksiyonu veya soğuk algınlığı gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında da oluşabilir.
Kulağın nemli olması, sulu ortamı seven pseudomonas gibi bakterilerin enfeksiyon meydana getirmesine zemin hazırlar.
Diğer bakteriler ve nadiren mantarlar da dış kulakta enfeksiyona neden olabilirler.
Tüm bu faktörlerin dışında;
Kirli sularda yüzmek,
Kulağı kaşımak, karıştırmak,
Kulak içinde yabancı cisim olması,
Alerji,
Kulağın yıkanması da dış kulak yolunda iltihaba sebep olabilir.

Dış kulak yolu iltihabından korunmak için nelere dikkat edilmelidir?
Dış kulak yolu iltihabından korunmak için aşağıdaki önlemler alınabilir:
Kulakları kaşımamak, kulak temizleme çubuğunu ya da diğer nesneleri kulağa sokmamak
Kulakları temiz tutmak
Kulağı, neme maruz bırakma sonrası kulağı kurulamak (yumuşak pamukla)
Kirli sularda yüzmekten kaçınmak
Yüzerken kulak tıkaçları kullanmak
Kulaklar ıslandıktan sonra bir damla alkol ve bir damla beyaz sirkeyi karıştırıp, bu karışımı kulağınıza damlatmak ( Alkol ve sirkenin içindeki asit, bakteriyel üremeyi engellemekte yardımcı olur)

Dış kulak yolu egzaması nedir? Rahatsızlığın sebepleri nelerdir?
Dış kulak yolu egzaması, dış kulak cildinin kaşıntılı lezyonudur. Bu tür egzama en çok enfeksiyon ve alerji nedeniyle ortaya çıkar. Oluşan kaşıntıyı gidermek için kulağı parmakla, kulak çubuğuyla ya da yabancı bir cisimle kaşımak sorunu daha da arttırarak, enfeksiyonun çoğalmasına neden olabilir.
Dış kulak yolunda oluşan alerji kaynaklı egzamanın en bilinen sebepleri kişinin alerjik olduğu maddeleri içeren saç boyası, makyaj ürünleri, şampuanlardır. Şiddetli alerjilerde enfeksiyona da rastlanabilir.

Dış kulak yolu egzaması nasıl teşhis ve tedavi edilir?
Hastalığın tedavisinde öncelikle egzamaya neyin neden olduğunu bulmak, kulak zarında delinme ya da farklı kulak hastalıkları olup olmadığını kontrol gerekir. enfeksiyon nedeniyle oluşan egzama tedavisinde antibiyotik kullanılır.
Alerji kaynaklı egzamada ise deriyi tahriş eden madde saptanmalı ve onun kullanımından kaçınılmalıdır. Egzamanın en rahatsızlık veren şikâyeti olan kaşıntıyı gidermek için merhem ya da kulak damlaları önerilebilinir.

Kulak çınlaması (tinnitus), Latince “çınlamak” anlamına gelen “tinnire” kelimesinden türetilmiş bir tıbbi terimdir. Bireyin, bir ya da her iki kulağında ya da kafasında, ara ara ya da sürekli duyduğu cırcır böceği sesi, kuş sesi, ıslık sesi, metale vurulurmuş gibi bir ses ya da zil sesi olarak tanımladığı, bazen dışarıdan da duyulabilen bir ses duymasıdır.
Kulak çınlaması her yaştan insanda görülebileceği gibi daha çok erişkinlerde kendini göstermektedir. Yüksek gürültüye maruz kalan çocuklarda da erken dönemde çınlama ortaya çıkabileceği için ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir. Çocuklarını bu tür gürültülere maruz kalabilecekleri ortamlara sürekli olarak götürmemeli, götürdüklerinde ise hoparlörden mümkün olduğunca uzakta tutmaya gayret etmelidirler.

Kulak çınlaması nedir? Çınlamanın sebepleri nelerdir?
Tinnitus, tek başına bir hastalık ismi değil, işitme sistemindeki bir bozukluğun işaretidir.
Kulak çınlamaları temelde iki ana başlık altında incelenmektedir. Bunlar:
1) Objektif Çınlamalar: Başkaları tarafından da duyulabilen çınlamalardır.
2) Subjektif Çınlamalar: Sadece hasta tarafından duyulan çınlamalardır.
Objektif çınlamalar, hastaların çok küçük bir kısmını oluşturur ve bu grupta çınlama sebebi tespit edilebilir ve tedavisi mümkün olabilir.
Subjektif çınlamalar ise hastaların çok büyük bir kısmını oluşturur. Bu tür çınlamanın tedavi edilmesi daha zordur.
Kulak Çınlaması’nın Sebepleri Nelerdir?
Kulak çınlamasının birçok nedeni olabilir. Bu nedenlerden bir kısmı, kulak kiri gibi ciddi olmayan sebeplerden oluşabileceği gibi; enfeksiyon, kulak zarında delinme, orta kulakta sıvı birikmesi, orta kulaktaki kemiklerin eklem yerlerinin sertleşmesi, alerji, yüksek/düşük tansiyon, tümör, şeker hastalığı, baş ve boyun bölgesine gelen darbeler gibi daha önemli nedenler de olabilir. Çoğu kez kulak kiri diye adlandırılan fakat aslında kulağın koruyucu salgısı olan serümenin kulak yolunu tıkaması, geçici ve en basit kulak çınlaması sebebidir. Serümen salgısı, dış kulak yolunda tabii olarak üretilir ve miktarı bazı kişilerde fazlalık gösterebilir. Pamuklu çubuk, saç tokası gibi araçlarla kulağı temizlemeye çalışmak serümenin, dış kulak yolunun zara yakın kısımlarında birikmesine ve tıkanmaya neden olacaktır. Tedavi yöntemi, kiri temizlemektir.
Kulak Çınlamasına neden olan diğer sebepler şunlardır:
Gürültüye Bağlı Çınlama: Ani veya uzun süreli yüksek gürültü sonrası iç kulaktaki işitme hücrelerindeki zedelenmeye bağlı olarak ortaya çıkar. Çınlama ani olarak ortaya çıkmışsa, zaman kaybetmeden bir Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurup tedavi olmak gerekir. Sorunun tedavi ile kısmen de olsa düzelme şansı olabilir. Uzun süreli gürültüye maruz kalmaya bağlı olan çınlamalarda ise tedavi şansı ne yazık ki düşüktür.
Bazı İlaçların Kullanımına Bağlı Çınlama: Ototoksik (iç kulağı zedeleyici) ilaçların kullanımına bağlıdır. Bunlar; aspirin ve aspirin türevi ilaçlar, bazı idrar söktürücüler (doza bağlı olmak kaydıyla), bazı kanser veya romatizma ilaçları, bazı antibiyotikler (gentamisin, vb.) olarak sıralanabilir. Bu tür çınlamaların tedavi ile düzelme şansı düşüktür.
Kulak Enfeksiyonları: Orta kulak iltihabı ya da kulakta sıvı birikimi (seröz otit) gibi durumlarda ortaya çıkan çınlama, eğer iç kulağı etkilememişse, tıbbi tedavi ile çok büyük oranda düzelmektedir.
Çene Eklem Problemleri: Kulakla çok yakın temasta olan çene kasları ve sinirlerinin etkilendiği çene hastalıklarında, işitme sinirinin de dolaylı yoldan etkilenmesine bağlı olarak çınlama ortaya çıkabilmektedir. Bu hastaları, Diş Hekimi ve Çene Cerrahı uzmanlarına yönlendirmek gerekmektedir.
Presbiakuzi: Yaşlanmaya bağlı işitme sinirindeki giderek artan kalıcı kayıplara bağlıdır. Çınlamayı tamamen geçirmek 21. yüzyılın teknolojisine rağmen mümkün olamamaktadır. Ancak bazı yöntemlerle en azından çınlamanın bireyde yarattığı rahatsızlık azaltılmaya çalışılmaktadır.
Kardiyovasküler Hastalıklar: Tinnitus hastalarının ortalama %3’ü pulsatil tinnitus hastasıdır. Yani bu kişiler genellikle kalp atışlarıyla eş zamanlı giden ritmik, nabız sesi gibi bir ses duyarlar. Bu durum; yüksek tansiyon, damar sertliği, boyundaki ana atardamarın anormal kıvrım yapması, boyundaki toplardamarın kafa tabanına girerken kulağa yakın kısmının orta kulağa çok yakın geçmesi (juguler bulbus) gibi damarsal sorunlardan kaynaklı olabilir.
Kafa ya da Boyun Travması: Bu gibi durumlarda çınlamanın beraberinde baş ağrısı, baş dönmesi, hafıza kaybı v.b. görülebilir. İşitme sinirinde hasar varsa çınlama kalıcı kabul edilir.
Meniere Hastalığı: Ataklar halinde baş dönmesi, ara ara çınlama ve işitme kayıplarıyla devam eden bir hastalıktır. Yıllar içinde çınlama kalıcı bir duruma dönüşebilir.
Otoskleroz: Kulak kemikçiklerinde kireçlenmeyle ortaya çıkan bir kulak hastalığı olan otosklerozda, hastada işitme kaybı, kendi sesini sorunlu kulakta toplanırmış gibi hissetme yaşanmaktadır. Hastalığın tedavisi cerrahidir. Ancak beraberinde çınlama da varsa bu kireçlenme işitme sinirini de tutmuş anlamına gelir ki, bu durumda kireçlenen kemik cerrahi olarak çıkarılsa da çınlama geçmeyebilir.
Bazı Tümörler: Çok nadir olarak iyi huylu ve yavaş büyüyen işitme siniri ya da denge sinirini tutan tümörler de çınlamaya yol açabilir. Böyle bir durumda, genellikle tek taraflı bir çınlama, belirgin tek taraflı işitme kaybı, dengesizlik, baş dönmesi de görülür.

Kulak çınlamasının tanısı nasıl konur?
Tinnitusa sebep olan hastalıklar tam olarak bilinmediği için, hasta genelde ilk olarak bir KBB uzmanına başvurur. Uzman tarafından orta kulak enfeksiyonu, çene problemi v.b. olup olmadığı muayenede değerlendirilir.
Kulak çınlamasının teşhisinde en önemli faktör çınlamanın öyküsüdür. Ayrıntılı bir klinik değerlendirme sonrasında çınlamanın nedeni anlaşılabilinir. Kulak çınlamasını teşhis etmek için çeşitli testler de kullanılabilir.

Bu testler:
X-Ray
Odyogram
Uyarılmış Cevap Odyometrisi
Tinnitus Perde Eşlemesi
Tinnitus Ses Şiddeti Eşleşmesi’dir

Kulak çınlaması nasıl tedavi edilir?
Farklı nedenlerle ortaya çıkan kulak çınlamasının tedavisi de nedenlerine göre farklılık gösterecektir. Şikâyetinizle ilgili tedaviye başlamadan önce, çınlamanızın altında yatan sebeplerin, uzman bir doktor tarafından belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Kulak çınlaması ile gelen şikâyetlerin çoğunda özel bir tedavi yoktur.
Hastaların büyük çoğunluğu subjektif çınlamalardan şikâyetçidir. Rahatsızlığın sebebi çoğunlukla yaşa bağlı işitme kaybı, sürekli yüksek sese maruz kalma, ani ses travması ya da iç kulağa toksik ilaç kullanılması olabilir. Bu grup hastalar için dünyada yaygın olarak kabul görmüş, tedavi edici özelliği kanıtlanmış kesin bir tedavi yöntemi henüz bulunmamaktadır. Ancak bu konuya ilişkin deneme safhasında olan birçok tedavi yöntemi vardır.
Kulak çınlaması tedavisinde, orta kulak iltihabı v.b. gibi organik bir neden tespit edilmesi durumunda buna yönelik bir tedaviye başlanılır. Ancak işitme sinirinde herhangi bir hasar oluşmuşsa, çınlamanın bireyde yarattığı rahatsızlığı azaltmaya yönelik yardımcı tedavi ve teknikler uygulanır. Hastalığın gerçek nedeninin bulunması, tedavinin olumlu sonuçlanmasını da kolaylaştırmaktadır.
Kulak çınlamasını azaltmaya yönelik uygulanan yöntemleri, ”Kulak çınlamasının tedavisinde hangi yöntemler kullanılır?” başlığı altında bulabilirsiniz.

Lazer, kulak çınlaması tedavisinde etkili midir?
Son zamanlarda çınlamanın lazer ile tedavi edildiğine dair iddialar ortaya atılmaktadır. Ancak, henüz lazer tedavisinin çınlamayı durdurduğunu gösteren kanıta dayalı, tıp için geçerli olabilecek nitelikte hiçbir çalışma yoktur.
Tinnitus, ciddi bir biçimde ele alınarak, belirli bir yaklaşım planıyla değerlendirilmesi gereken bir rahatsızlıktır.

Kulak çınlamasından korunmak için nelere dikkat etmeliyiz?
Kulak çınlaması, tedavisi zor bir hastalık olduğu için bu rahatsızlığı daha en baştan engellemek önemlidir. Bunun için alınabilecek bazı önlerler şunlardır:
•Yüksek sesli müziğe maruz kalmaktan korunun.
•Kan basıncınızı sürekli kontrol ettirin.
•Tuz alımını azaltın.
•Sinir sistemine uyarıcı etkisi olan kahve, kola ve sigaradan uzak durun.
•Dinlenmek için kendinize zaman ayırın ve yorulmayın.
•Duyduğunuz sesten kaygılanmamaya dikkat edin. Bu sesleri, rahatsız edici ancak önemsiz bir gerçek olarak kabul etmeye ve yok saymaya çalışın.
•Çınlama özellikle uyuma sırasında yoğun olarak hissedildiğinden, sevdiğiniz bir müziği dinlemeniz, çınlamayı duymamanıza yardımcı olabilir.

Orta Kulakta Sıvı Toplanması: Orta kulakta yani kulak zarının arkasında sıvı birikmesiyle karakterize bir hastalıktır. Genellikle çocukluk döneminde görülmesine rağmen bazı geniz tümörlerinde ve kulak iltihapları sonrasında erişkinlerde de görülebilir. Hatta sıvı toplanması bazı hastalıkların bir belirtisi olabilir.
Biz orta kulakta sıvı saptadığımız zaman hemen antibiyotik tedavisine başlamaktayız. Haftalık kontrollerde geçmeyen sıvılarda üç dört hafta sürecek uzun süreli antibiyotik tedavisi ve destekleyici ilaçlar kullanırız. Destekleyici ilaçlar orta kulakla boğaz arasındaki bağlantıyı sağlayan östaki tüpü dediğimiz borunun açılmasını sağlayan ilaçlardır. Bir ay antibiyotik tedavisine rağmen sıvı halen düzelmemişse iki ay boyunca yalnızca destekleyici ilaçlarla hastayı takip ediyoruz. Bu süre zarfında halen hastalık devam ediyorsa kulağa tüp uygulaması yapıyoruz.

Bazı hastalarda kulağa tüp takmak için uzun süre beklemeyiz. Örneğin; geniz eti tümörü olan erişkin hastalarda hemen tümör tedavisinin başlanmasının yanı sıra tüp uygulaması da yapılır.

Kulakta sıvı ile birlikte geniz eti problemi olan hastalarda kulağa tüp uygulanmasının yanı sıra aynı operasyonla geniz etini de almaktayız. Mevsim olarak eğer yaz başında eğer bu hastalığı tespit edersek bu üç aylık süreyi biraz daha uzatabiliriz. Eğer son bahar aylarında kulakta sıvı saptanırsa kış mevsiminde haliyle üst solunum yolu hastalıklarında artma olacağı için ve hastalığı biraz daha kötüleştireceği için bu üç aylık bekleme süresi biraz kısalabilir.

Normal olarak dış kulak yolunda mantar sporları mevcuttur. Kulağa su kaçırılması, nem gibi faktörler sonucu üreme vasatı bulurlar. Özellikle deniz, havuz ve hamam tatilleri esnasında ve sonrasında sık görülür. Kronik akıntılı orta kulak iltihaplarının seyri esnasında da sık görülür. Lokal antibiyotik kullanımı hastalığa vasat hazırlayabilir, ancak sistemik ilaçların bu tür bir yan etkisi yoktur. Tek veya iki taraflı görülebilirler.

Kaşıntı, kötü kokulu akıntı, işitme kaybı, bazen ağrı şikayetleri yapar. Ağrı hastalığın doku derinliğine nüfuz ettiğini gösterir. Bu durum daha çok kulak karıştırma alışkanlığı olan kişilerde ortaya çıkar. bu nedenle kulak karıştırmak doğru bir alışkanlık değildir, hastalığa davetiye çıkarır.

Tedavi aspiratör yardımı ile iyi bir temizlik ve kanalın asidifikasyonu yoluyladır. Bu amaçla alkol içinde eritilen borik asit kullanılır. Bu karışım kulak zarı delik olan ve dokuya nüfuz etmiş mantarı bulunan hastalarda ağrı yapabilir. Bu durumda ilacı kesmek yerine dozu azaltılabilir. Her damladan sonra bir süre beklenir. Yanma hissi oluşunca damlatma kesilir. Bir dahaki sefere bir önceki dozla devam edilir. Ağrı yine de sorun oluyorsa iki damla lokal anestezik asidik damla öncesi kullanılabilir.

Mantar mikrobuna yönelik özel ilaç kullanımı gerekmez. Tedavi tamamı ile lokaldir, sistemik yani ağızdan alınan ilaçların etkisi olmaz. İlaçların damla şekilleri en etkin olanıdır. Spray kulak zarına kadar ulaşamaz. Bazı kliniklerde kırmızı mor renkli özel hazırlanmış solüsyon kullanılır. Bu solüsyon oldukça etkili olmakla birlikte boyama özelliği nedeniyle tarafımdan tercih edilmemektedir.

Temizlik son derece önemlidir. Enfeksiyon vasatı ortadan kaldırılmadıkça hastalık iyileşir gibi olsa bile tekrarlaması önlenemez. En azından haftada bir aspiratörle temizlik yapılmalıdır. Tedavi 20 gün kadar sürdürülür. Bu sırada çevreyi ve hastayı rahatsız edecek miktarda bol akıntı yoksa dış kulak yoluna pamuk koymamalıdır.

Otomikoz tedaviye dirençli olabilir, tekrarlarla seyredebilir. Hastalık ilaçla iyi oluyor, ancak sık sık tekrarlıyorsa her su ile temas riski öncesi dış kulak yolunu asidifiye etmelidir. Örneğin banyolardan 15 dakika önce 5-10 damla alkol borik solüsyonu damlatmak gibi. Dış kulak yolu ve zar sağlamsa bu işlem ağrı yapmaz.

Tedavi planlamasında mantar türünün bir önemi yoktur, bu nedenle kültür gerekmez. Tedavide antibiyotik kullanımının yeri yoktur.

Mantar enfeksiyonları kulak zarında ve dış kulak yolunda kalıcı hasar oluşturmazlar. Oluşturdukları işitme kaybı tedavi ile düzelir.

Kulak tıkanıklığı, kulaklarda tıkanma hissine sebep olan ve seslerin net bir şekilde duyulmasını engelleyen bir durumdur. Bu rahatsızlık, genellikle uçak yolcularında görülür.

Kulak Tıkanıklığının Sebepleri Nelerdir?
Orta kulaktaki basınç değişiklikleri (barotravma), yabancı objeler, kazara kulak kanalından içeri giren böcekler, kulak kirinin fazlaca birikmesi, kulak içinde meydana gelen birtakım büyümeler, kulak hastalıkları, alerjik reaksiyonlar, kulak enfeksiyonları, grip, migren, sinüs enfeksiyonları ve yüksek yerlere çıkmak gibi etkenler kulak tıkanıklığının başlıca nedenlerindendir.
Omuzlarda ve boyunda meydana gelen kas sıkışmaları bile kulak tıkanıklığının sebepleri arasında sayılabilirler. Bu etkenlerin bir kısmı orta kulağı yemek borusuna bağlayan östaki borusunun zarar görmesine sebep olur. Bu borunun görevi orta kulağa hava giriş ve çıkışını sağlayarak kulak zarının her iki tarafına da hava baskısı yapmaktır. Bu iki tarafa yapılan baskının da eşit olması gerekir. Ancak östaki borusu tıkandığı zaman orta kulaktaki baskı azalır ve sonuç olarak da kulak zarı içe doğru çekilir. Bu da kulakta tıkanıklık hissinin oluşmasına sebep olur.

Kulak tıkanıklığının belirtileri nelerdir?
Baş dönmesi
Kulağın birinde veya her iki kulakta rahatsızlık hissi ya da ağrı
İşitme kaybı (hafif)
Kulaklarda dolgunluk veya tıkanıklık hissi
Tıkanıklık uzun süreli ise:
Kulak ağrısı,
Kulaklarda basınç duygusu (su altındaymış gibi),
Ortadan ağır dereceye kadar işitme kaybı,
Burun kanaması görülür.

Ne zaman doktora gidilmelidir?
Kulak tıkanıklığı, geçici bir problemdir ve genellikle kendi kendine geçer. Ancak semptomlara da dikkat etmek gerekir. Eğer kulak tıkanıklığınızın yanı sıra ağrı ve kulaktan sıvı gelmesi gibi bir durum varsa, tedavi ancak doktor tarafından gerçekleştirilebilir. Bu gibi bir durumda mutlaka doktorunuzu görünüz.

Kulak tıkanması nasıl tedavi edilir?
Kulak tıkanmasında tedavi, tıkanmanın nedenine göre değişiklik gösterir. Ancak tedavide öncelikle kulak ağrısını ya da rahatsızlığını gidermek için öncelikle östaki borsu açılıp, basınç hafifletilmelidir. Bunun için kişi, sakız çiğneyebilir; nefes alıp, burun deliklerini ve ağzı kapatarak nefesi verebilir; şeker yiyebilir, esneyebilir. Barotravma nedeniyle kulak tıkanıklığı yaşayanlar, uçak kalkış, inişlerinde, dalışla uğraşıyorlarsa suya iniş ve çıkışlarda dikkatli olmalıdır.
Kulak tıkanmasının tedavisinde antihistaminikler ve streodiler de etkili olabilir.
Eğer östaki borusu bu müdahalelerle açılmıyorsa, cerrahi müdahale gerekebilir. Kulak zarında yapılacak bir kesiyle (Miringotomi) kulakta sıvı olup olmadığına bakılır, eğer sıvı varsa kulak dışına alınır. Orta kulağa hava geçişi sağlamak üzere açılan bu deliğe kulak tüpü de takılabilir.

cocuklarda kulak iltihabi tehlikeli olabilir Çocuklarda aniden ortaya çıkan kulak ağrısıyla ve ateşle kendini gösteren bir hastalıktır. Bütün insanlar altı yaşına kadar en az bir kez orta kulak iltihabına yakalanmaktadır. Küçük çocuklar kendilerini tam olarak ifade edemedikleri için bu hastalıkta ateş yanında bir huzursuzluk ve ağlamalar olur.

Ateş genelde 38 derecenin üzerindedir ve ateş düşürücülere cevap verir. Eğer ateş düşürücüler ile 24 saatte ateşi kontrol altına alamıyorsak antibiyotik tedavisi verilmelidir.

Kulak muayenesinde kırmızı ve bombe bir kulak zarı görülür. Eğer tedavi gecikirse kulak zarında delinme olur ve kulak akıntısı meydana gelir.

Tedavi antibiyoterapi ve yardımcı ilaçlarla yapılır. Ateş ve kulak ağrısı antibiyoterapi başlandıktan 48-72 saat sonra tamamen geçer. Fakat antibiyo-
tiğin en az 7 gün kullanılması gerekmektedir. Eğer antibiyotik tedavisi erken kesilirse kısa sürede hastalık tekrar nüksedebilmektedir.
Korunma Yolları Nelerdir?

– Çocuğumuzun nezle grip gibi üst solunum yolu hastalıklarından mümkün olduğunca korumalıyız.

– Kreş veya ana okuluna yeni başlayan çocuklara grip aşısı önerilmektedir.

– Çocuğu emzirirken ya da biberonla beslerken dik tutmalıyız. Yatarak besleme kulağa süt ya da mama kaçmasına sebep olur, bu da kulak iltihabına yol açar.

– Sık sık geniz eti iltihabı ve bademcik iltihabı olan çocuklar en kısa zamanda tedavi edilmelidir. Çocukların yanında sigara içilmemelidir.

Kepçe kulak, kulak şeklinin düz olması ve önden bakıldığı zaman kulak kepçesinin belirgin şekilde görülebilmesiyle karakterize bir durumdur.

cocuk kepce kulak

Genetik özellikler ön plandadır. Yani bir kimsede kepçe kulak varsa mutlaka birinci derece ya da ikinci derece akrabalarda kepçe kulak görülmektedir. Bu sebeple ailesinde ya da kendisinde kepçe kulak bozukluğu olanlar çocuk sahibi olduklarında ilk gün bebeklerinde kepçe kulak olup olmadığına dikkat etmelidirler. İlk 24 saat çok önemlidir. Eğer ilk 24 saatte kepçe kulak saptanmışsa kulaklar arkaya doğru bir tenisçi bandıyla ya da camcı macunuyla yapıştırılırsa kepçe kulak deformitesi düzeltilebilir.

Genelde doğum heyecanı ve ilk gün bebeklerde görülen sorunlar sebebiyle bu dönem geçirilir ve çocuklarımız kepçe kulak olarak karşımıza çıkarılır.

Çocuklarımızda kepçe kulak sorunu varsa bu durum okul öncesi dönemde ya da başka bir deyişle 5 yaşından sonra saptandığı anda otoplasti ameliyatı ile düzeltilmesi gerekmektedir.